-TR below-
Waar stilte geen bescherming meer biedt
Estelya zoekt haar vader Bertal op om een beslissing over haar toekomst en die van haar dochter met hem te delen. Een gesprek dat al lange tijd op woorden wacht. Tijdens hun ontmoeting wordt haar aandacht getrokken door het familiealbum dat ze jarenlang niet heeft aangeraakt. Voordat ze kan uitspreken waarvoor ze is gekomen, slaat ze het open.
Het album brengt de verstilde levensverhalen van drie vrouwen aan het licht die door femicide om het leven zijn gekomen. Wat begint als een zoektocht naar herinneringen, groeit uit tot een confronterende reis door het verleden. De stilte die hun levens omringde, maakt zichtbaar hoe hun ervaringen met beperking, bedreiging en geweld samenhangen met de overtuigingen en patronen die ook Estelya’s leven hebben gevormd.
Waar de vader gelooft dat zwijgen bescherming biedt, ervaart Estelya dat stilte juist ruimte laat voor pijn, onrecht en herhaling. In de confrontatie met haar vader Bertal, legt Estelya overtuigingen bloot die van generatie op generatie zijn doorgegeven. Wat voor de één traditie, loyaliteit of familiewaarden betekent, kan voor de ander uitgroeien tot isolement en zwijgen. De strijd tussen vader en dochter maakt zichtbaar hoe persoonlijke levens verweven zijn met maatschappelijke verwachtingen en hoe een vertrouwde orde kan botsen met de verantwoordelijkheid om geweld onder ogen te zien.
Juist in deze confrontatie vindt Estelya haar eigen stem terug. Daarmee maakt zij ook de verhalen hoorbaar van vrouwen die het zwijgen is opgelegd.
Tekst | Damla Yürü
Spel | Damla Yürü & İmam Hasan Çakmak
Regie | İmam Hasan Çakmak
Muziek | Zeynel Demir
Duur : 55 minuten
Suskunluk girdabında çırpınanların hikâyesi
Bütün cesaretini toplayan Estelya, kendi geleceğini ve özellikle kızı Teselya’nın geleceğini ilgilendiren bir kararı babası Bertal ile paylaşmak üzere onunla buluşur. Buluşmaları sırasında dikkati, yıllardır el sürmediği aile fotoğraf albümüne takılır.
Albümün açılmasıyla, cinayete kurban gitmiş üç kadının hikâyesi yeniden gün yüzüne çıkar. Bu kadınların susturulan hayatları ve cinayetlerin ardından oluşan sessizlik, Estelya’nın çocukluğundan anneliğine uzanan yaşamında korku duvarlarının nasıl oluştuğunu görünür kılar. Kültürü aktarmakla ve korumakla mükellef olanların dayattığı normlar ve beklentiler, Estelya’nın kendisini algılayışını, benlik oluşumunu ve kendi hayatı üzerindeki söz hakkını nasıl etkilediğini sorgulamaya açar.
Estelya kendi hayatıyla yüzleşirken, suskunluğun ve sessizliğin kendisini korumadığını, aksine onu nasıl bir tutsağa dönüştürdüğünü fark eder. Yıllar içerisinde susturulan sesini yeniden keşfeder ve ailesinin sınırlarını aşan sorular sormaya başlar. Denetim ve baskı hangi koşullarda olağan kabul edilir? Şiddetin işaretleri neden çoğu zaman geç fark edilir? Bir kadın artık hiçbir yerde korunamıyorsa bunun sorumluluğu kime aittir?
Babası Bertal ile yüzleşmesi, Estelya’yı kuşaktan kuşağa aktarılan inançlarla karşı karşıya getirir. Gelenek, sadakat ve aile değerleri birileri için korunması gereken ilkelerken, başkaları için aşılması giderek zorlaşan sınırlara dönüşebilir. Baba ile kız arasında susmakla konuşmak, alışılmış düzeni korumakla bu düzenin sonuçlarıyla yüzleşmek arasında bir mücadele başlar.
Çünkü mesele yalnızca bir kadının nasıl öldürüldüğü değil, onu tehlikeye sürükleyen koşulların nasıl oluştuğudur. Kim gördü? Kim dinledi? Ve kim müdahale edebilirdi?
Estelya, yaşadıklarını anlatırken ve geleceğine dair kararını açıklarken, sessizlik ve suskunluk girdabında çırpınanlara ses ve nefes olabilmenin haklı gururunu taşır. Kendi benliğini yeniden kurmaya ve kızı Teselya’yı kendisine dayatılan hayatın sınırlarından korumaya çalışan Estelya, babası Bertal’ı şu soruyla baş başa bırakır: Kendisine biçilen hayatın içinde kaybolan bir kadın, kendi benliğini yeniden inşa edebilir mi?
Tekst | Damla Yürü
Oynayanlar | Damla Yürü & İmam Hasan Çakmak
Yöneten | İmam Hasan Çakmak
Muziek | Zeynel Demir
Süre | 55 dakika









